Boşluk

boşluk   İng. vacuum

İçinde molekül, atom ve başka temel parçacıkların bulunmadığı varsayılan uzay parçası.

BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü 1981

Sözlük tanımını şöyle ortaya koyalım.

Uzun bir süredir kafamın bulunduğu hal diyebiliriz. Boş, bomboş. Parlaklığını kendi ayarlayan cep telefonu ekranlarından yansımalar, kafamın boşluğunda titreşen siluetler gibi. Hiçbir şey kalıcı değil kafamda, haberler, resimler ve makaleler uçuşuyor. Bazen bir şeyi anlamışım gibi geliyor, sanki beyin çeperimde yoğunlaşıp bir damlacık haline gelecek bir buhar bulutu.

Olmuyor, tekrar buhar olup gidiyorlar. Eskiden yaşamaya elverişli bir gezegeni inceleyen bilim insanlarını düşündürüyor.

Elde ettiğimiz bulgular, bu izlerin eskiden bir düşünce oluşumuna ait olabileceği yönünde, zaman zaman da akıntıların oluştuğunu gösterir nitelikte. Hatta eski çağlarda bir düşünce havzası olduğu bile söylenebilir. Bu konuda araştırmalarımız sürüyor.

Kendimi olanı da mı bitiriyor, söküp atıyor diye sorgular halde buluyorum bu dijital medya ve uzantıları? Bizi ve hoşlandığımız şeyleri analiz edip araya birkaç reklam koyabilmek uğruna yaratılan bu döngü hepimizi birbirimize mi benzetiyor? Tek tek hepimizle uğraşmak yerine, önce içimizi boşaltıp sonra istedikleriyle dolduruyor olmasınlar?

Bence kişisel zevklere de aşırı anlam yükleniyor. Yakışıklı bir abinin giydiği o kot pantolona, yazın soğuk bir içeceğe, kağıt bardaklarda pahalı kahvelere, su tasarrufu yapan duş başlığına ve doğaya zararı en aza indirgenmiş bir arabaya kimin ihtiyacı yok ki?

Sen yine kendini muhafaza et, arabanın rengine, kahvende single mı yoksa double-shot espresso mu olsun, kendin karar ver.

Ben edemiyorum işte. Çünkü bu dijitalleşme işi bana yaramadı. Zaten boş olan içim neredeyse mutlak bir vakuma dönüşecek. O yüzden hala not defterlerime tutunuyorum. Kendi yazdıklarıma dokunuyor, kağıdın üzerinde parmaklarımı gezdiriyorum. Harfleri hissediyorum, tekrar bağlanıyorum hayata.

Boşluk, kimileri için bir fırsat. Satacak bir ürünün varsa, yerleştir talebi masumun aklına, o da ilk fırsatta ürünü edinsin. Peki ya da satmak istenilen bir düşünce olsaydı? Olamaz mı?

Al sana bakir topraklar.

Bu aralar kişisel veri kullanımı, özel hayat ve benzeri konulardaki hassasiyetler arttı. Tabi sağlayıcı diyor ki,

Bedava hizmet veriyorum sana, istemiyorsan lütfen bırak.

Bedava mezar bulsa girecek o kadar çok insan tanıyorum ki, bunun çok etkili bir satış yöntemi olduğunu söyleyebilirim. Birçoğumuz ise,

Aman, ne önemi var girdiğim iki siteyi ya da resmi kaydediyorlarsa. Ne olacak ki?

Buna karşılık cevabı koca bir ülkenin üst düzey yönetimi verdi.

Ülkemize gelmek isteyenlerin sosyal medya hesaplarını inceleyelim, ona göre karar verelim.

Boşluk, doluysa boşaltma, talep yerleştirip ürün satma, bazen de ideoloji ve yalan haber sokuşturmacadan nerelere geldik böyle değil mi?

Matriks de değil ki bu fişini çekip, ne haliniz varsa görün, ben Zion’a dönüyorum diyelim.

O kendi parlaklığını ayarlayan ekrandan yansıyan birkaç parça görüntünün gücüne şaşırmamak elde değil. Onun teklifi de açık; boşluk. Kendini ifade et, yaz, görsel yayınla, bir şekilde söyle söyleyeceğini. Birkaç arkadaşına mı ulaşırsın yoksa viral olup milyonlar mı izler seni, bunu onlara bırak.

Sağladığımız bu dijital boşluğun sana verdiği özgürlük hissini de al ve git.

——

Bu haftalık bu kadar. Epey bir aradan sonra nihayet kendimde haftalık kısa parçalar yazacak gücü buldum. Başlangıçlar biraz sıkıntılı olabiliyor. İlk hareket için durağan sürtünmeyi de hesaba katmak zorundayız. Gerisi daha kolay olacak, eminim.

Konsept ya da belli bir şekil yok; su akar yatağını bulur… ya da baskın olur, sel olur…

Reklamlar